Mobil Uygulama Geliştirme

Mobil Uygulama Ne Kadar Tutar? Sadece Yapım Değil, Faturanın Tamamı

Paylaş!
Mobil Uygulama Ne Kadar Tutar? Sadece Yapım Değil, Faturanın Tamamı

Mobil uygulama fiyatı sorulduğunda internetteki sayfaların neredeyse tamamı tek bir yapım rakamı söyleyip susuyor, oysa bir uygulamanın sahibi olmak tek bir ödemeyle bitmiyor. Biz bu yazıda yapım fiyatını da veriyoruz, ama asıl anlatmak istediğimiz onun etrafındaki fatura: kimsenin kalem kalem yazmadığı küçük giderler, her yıl çıkan işletim sistemi sürümlerinin zorunlu kıldığı ücretli iş, koddan değil kullanıcıdan doğan maliyetler ve sonunda satır satır hesaplanmış beş yıllık bir toplam. O toplamı bir kere çıkardığınızda, yapım bedelinin genellikle harcadığınız paranın yarısından bile az olduğunu göreceksiniz.

Bir mobil uygulamaya para öderken aslında ne satın alıyorsunuz

Tek bir isim kullanılsa da bir uygulama teklifi aslında beş ayrı şeyi fiyatlar. Birincisi iPhone uygulaması, ikincisi Android uygulaması, yani iki ayrı mağazadan indirilen ve iki ayrı telefon ailesinde çalışan iki üründür. Üçüncüsü sunucu tarafıdır; bu, bir veri merkezinde kiraladığınız ve hesapların, siparişlerin, fotoğrafların durduğu bilgisayardır, telefondaki uygulama ise aslında o bilgisayarla konuşan bir vitrindir. Dördüncüsü yönetim panelidir, yani personelinizin bilgisayardan girip siparişleri gördüğü, fiyat değiştirdiği, kullanıcı eklediği ekranlardır; bu olmadan her küçük değişiklik için geliştiriciye dönmek zorunda kalırsınız. Beşincisi de iki mağaza sayfasıdır: App Store ve Google Play'de görünen ikon, ekran görüntüleri, açıklama ve yasal metinler.

Bütün yazının dayandığı çerçeve şu: yapım tek seferlik bir alımdır, ama uygulamanın kendisi artık size ait bir abonelik gibi davranır. Bunun sebebi sizin bir şey yapmanız değil, telefonların ve işletim sistemlerinin her yıl sabit bir takvimle değişmesidir, yani siz hiç dokunmasanız bile uygulamanızın altındaki zemin oynar. Bir kamyonet almaya benzer, plakayı taktığınız gün ödeme bitmez; sigorta, bakım ve lastik her yıl gelir ve uygulamada bunlar güncelleme, barındırma ve mağaza ücretleridir.

Bu yazı, kendi işi için uygulama yaptırıp yaptırmamaya karar veren bir işletme sahibi için yazıldı, teknoloji karşılaştıran bir geliştirici için değil. Bu yüzden her şeyi para ve hafta olarak veriyoruz, geçen her terimi ilk kullanıldığı yerde açıklıyoruz ve rakamlar Linkysoft'un kendi verdiği tekliflerden, bir de müşterilerin ikinci görüş için bize getirdiği başka firma tekliflerinden geliyor. İşin teknik tarafını merak ederseniz mobil uygulama geliştirme tarafında ne yaptığımızı ayrıca anlatıyoruz, ama burada konumuz sadece para.

Pratikte gördüğümüz üç fiyat bandı ve her birinin içinde ne var

Uygulamaların büyük çoğunluğu üç banttan birine düşer. Aşağıdaki rakamlar anahtar teslim ilk yapım fiyatlarıdır, yani tasarım, iki uygulama, sunucu tarafı, test ve mağazaya yükleme dahildir; yanlarındaki süreler ise imzadan yayına kadar geçen takvim süresidir.

  • Basit uygulama: 8.000 ile 25.000 dolar, 6 ile 10 hafta. Katalog, randevu ya da rezervasyon, kullanıcı girişi, bildirim gönderme ve küçük bir sunucu tarafı. Yani içerik gösteren ve tek bir işi yaptıran bir uygulama.
  • İşlem yapan uygulama: 25.000 ile 70.000 dolar, 3 ile 5 ay. Müşteri hesapları, uygulama içinde ödeme, personel için farklı yetki seviyeleri, düzgün bir yönetim paneli ve sinyal kesildiğinde de çalışabilme. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin çoğu gerçekte buraya aittir.
  • Pazaryeri ya da denetime tabi uygulama: 70.000 ile 200.000 dolar ve üzeri, 6 ile 12 ay. İki taraflı kullanıcı yapısı (mesela kurye ve müşteri), canlı konum takibi, uygulama içi mesajlaşma, kim neyi ne zaman değiştirdi kaydı ve sağlık ya da finans gibi alanlarda mevzuat işi.

Aynı yazılı kapsam için üç kat farklı teklif almanızın dürüst sebebi şu: orta ölçekli bir uygulama 700 ile 1.400 saatlik iştir ve ekipler piyasanın bir ucunda saati 20 ile 50 dolar, diğer ucunda 90 ile 180 dolar arasında çalışır. Yani teklifler arasında değişen şey genelde yetenek değil, kıdem, testin ne kadar derin yapıldığı ve gece ikide bir şey bozulduğunda telefonu kimin açtığıdır. Ucuz saat ücreti kendiliğinden kötü değildir, ama aynı işi iki kere yaptırma ihtimalinizi artırır ve o ikinci sefer her zaman ilkinden pahalıdır.

Kendi kendinize tekrarlayabileceğiniz basit bir hesap da var: ekranlarınızı sayın, sonra her bitmiş ekranı 1.200 ile 2.500 dolar arasında fiyatlayın. Bitmiş ekran derken tasarımı, iki uygulamadaki halini, arkasındaki sunucu işini ve testini kastediyoruz, yani ekran değil, çalışan bir parça. Buna göre 30 ekranlık bir uygulama 36.000 ile 75.000 dolar arasına oturur, ki bu da yukarıdaki ikinci bandın tam ortasıdır. Bir bütçe aralığı belirlemek istiyorsanız, teklif istemeden önce bu çarpımı yapmanız pazarlığın tonunu tamamen değiştirir.

Yapım bütçesinin içinde para nereye gidiyor

Tipik bir bütçeyi planlarken kullandığımız dağılım şudur: tasarım ve kullanıcı deneyimi yaklaşık yüzde 15, iPhone ve Android uygulamalarının kendisi yaklaşık yüzde 40, sunucu tarafı ve onun yönetim ekranları yaklaşık yüzde 20, test yaklaşık yüzde 13, proje yönetimi de yaklaşık yüzde 12. Projeye göre bu oranlar birkaç puan oynar, ama sıralama pek değişmez.

Buradan çıkan rahatsız edici sonuç şu: paranın kabaca yarısı, müşterinizin hiç görmediği şeyleri satın alır. En cazip görünen tasarruf kalemi de testtir, çünkü kesildiğinde ilk faturayı hemen küçültür. Oysa yayından sonra bulunan bir hatanın düzeltilmesi, aynı hatanın yayından önce düzeltilmesinin birkaç katına mal olur; üstelik bu sefer düzeltmenin yanına bir de mağaza incelemesi, kullanıcıdan gelen şikayetler ve kötü yorumlar eklenir.

Bir de şu var: "basit bir ekran" hiçbir zaman tek bir ekran değildir. Aynı ekranın veriler gelirken görünen hali, hiç veri yokken görünen hali, bir şey ters gittiğinde görünen hali ve internet olmadığında görünen hali vardır. Yani 30 maddelik bir ekran listesi, gerçekte yaklaşık 120 ayrı davranış demektir ve teklifler arasındaki farkın önemli bir kısmı, karşı tarafın bu 120 davranışı hesaba katıp katmadığından doğar.

Yapım bütçesi nereye gidiyor
Orta ölçekli bir uygulamanın yapım bütçesinin kalemlere dağılımı. Kodlama en büyük kalemdir ama tek başına bütçenin yarısını bile bulmaz, çünkü tasarım, test ve yönetim de aynı işin parçasıdır.

Tek kod tabanı mı iki ayrı uygulama mı, ve bu seçim faturaya ne yapıyor

Önünüzde iki yol var ve ikisini de teknik dil kullanmadan anlatmak mümkün. Native yol, her telefon üreticisinin tercih ettiği dilde iki ayrı uygulama yazmak demektir, yani aynı işi iki kere yaparsınız. Cross platform yol ise tek bir ortak kod yazıp (Flutter ya da React Native ile) ondan hem iPhone hem Android uygulamasını üretmek demektir, yani işin büyük kısmını bir kere yaparsınız.

Paraya dönüştürelim: iki ayrı native uygulama, tek platforma göre kabaca 1,6 ile 1,8 kat tutar, çünkü tasarım ve sunucu tarafı zaten ortaktır ve ikiye katlanan yalnızca uygulama yazımıdır. Ortak kod tabanı ise yapımda genellikle yüzde 30 ile 40 arasında tasarruf sağlar, üstelik bu tasarruf tek seferlik değildir; sonradan isteyeceğiniz her değişiklikte de kabaca aynı oranda daha az ödersiniz, çünkü değişikliği bir yerde yaparsınız.

Native'in parasını hak ettiği durumları da açıkça söyleyelim: ağır kamera işleri ya da artırılmış gerçeklik, Bluetooth ile cihaz kontrolü, gün boyu arka planda konum takibi ve oyunlar. Bunların dışında kalan sıradan bir işletme uygulaması için doğru karar ortak kod tabanıdır ve biz bunu müşterilerimize böyle söyleriz, çünkü aradaki farkı kullanıcı fark etmez ama siz faturada fark edersiniz.

En keskin tasarruf ise başka bir yerde: önce tek platformda yayına çıkmak ilk faturayı yaklaşık yüzde 35 ile 45 arasında düşürür. Seçeceğiniz platform da modaya göre değil, müşterilerinizin cebinde gerçekte ne taşıdığına göre belirlenmeli; kasanızın başında bir gün durup gelen müşterilerin telefonlarına bakmanız, bu kararı vermek için çoğu araştırmadan daha güvenilirdir.

Teklife kimsenin yazmadığı küçük faturalar

Önce mağaza hesapları. Apple, uygulamanız yayında kaldığı sürece yılda 99 dolar alır; Google Play ise tek seferlik 25 dolarlık bir kayıt ücreti ister. Yani birinci yıl 124 dolar, sonraki her yıl 99 dolar. Bu hesapların ikisi de müşterinin kendi şirketi adına açılmalıdır, ajansın adına değil, çünkü hesap kimin üzerindeyse uygulama fiilen onundur ve ajansla yollar ayrıldığında bu satır bir anda projenin en pahalı satırı olabilir.

Sonra mağaza sayfasının içeriği geliyor ve bu, çoğu teklifin unuttuğu bir iştir: ikon, farklı cihaz boyutlarında ekran görüntüleri, her dil için ayrı açıklama metni, bir gizlilik politikası, uygulamanın hangi veriyi topladığını anlatan beyan ve kullanıcının kendi hesabını uygulama içinden silebileceği bir yol. Bu sonuncusu, ilk gönderimlerin reddedilmesinin en sık sebeplerinden biridir, dolayısıyla sonradan eklenecek bir ayrıntı değil, baştan planlanacak bir ekrandır.

Bir de yalnızca bir kere gelen ama herkesi şaşırtan kurulum giderleri var: ödeme altyapısına başvuru ve şirket doğrulama süreci, alan adı ile güvenlik sertifikası, üzerinde gerçekten test yapılacak birkaç gerçek telefon ve uygulamanın size ait olduğunu kanıtlayan imza anahtarının güvenli saklanması. O anahtar kaybolursa uygulamanın güncellenmesi mümkün olmaz, bu yüzden nerede durduğunu ilk günden bilmelisiniz.

Arapça gibi sağdan sola yazılan bir dili doğru düzgün desteklemek de tasarım ve test kalemlerine kabaca yüzde 15 ile 25 arasında ekler, bütçenin tamamına değil. Bunu en baştan planlamak ucuzdur; yayından sonra geri dönüp eklemek ise çok daha pahalıdır, çünkü o noktada her ekranı yeniden düzenlemek gerekir.

Yayındaki bir uygulamayı bir yıl ayakta tutmak ne tutuyor

Kullandığımız çalışma kuralı basit: her yıl için yapım fiyatının yüzde 15 ile 20 arasını bakıma ayırın. Yani 45.000 dolara yaptırdığınız bir uygulama, hiçbir yeni özellik eklemeden sadece yerinde saymak için yılda yaklaşık 6.750 ile 9.000 dolar ister ve bu rakama barındırma henüz dahil değildir.

Bu paranın büyük kısmı isteğe bağlı değil, zorunlu iştir. iPhone ve Android her yıl birer büyük sürüm çıkarır, Apple ayrıca uygulamaların derlendiği araç setinin asgari sürümünü yılda bir kez yukarı çeker, dolayısıyla hiç dokunulmayan bir uygulama bir noktadan sonra küçük bir hata düzeltmesini bile yayınlayamaz hale gelir. Pratikte gördüğümüz şudur: kimsenin bakmadığı uygulamalar 18 ile 24 ay içinde gözle görülür şekilde bozulmaya başlar, önce bazı telefonlarda açılmaz, sonra girişler takılır.

Barındırma gideri ise hedeflerinizle değil, gerçek insan sayısıyla büyür. Ayda yaklaşık 5.000 kişinin altında genellikle ayda 40 ile 150 dolar arasında kalırsınız; ayda 50.000 kişiye ulaşan, üstelik bol fotoğraf ve video taşıyan bir uygulamada bu rakam tipik olarak ayda 300 ile 800 dolara çıkar. Buna bir de sessiz kalemleri ekleyin: hata ve çökme takibi için ayda yaklaşık 50 dolar, düzenli yedekler ve değişiklikleri müşteriler görmeden denediğiniz bir test kopyası.

Yayındaki bir uygulamanın birinci yılı
Orta ölçekli, yayındaki bir uygulamanın birinci yıl işletme gideri, dolar olarak. Toplam yaklaşık 13.000 dolardır ve bunun içinde tek bir yeni özellik bile yoktur.

Bu rakamları teklif aşamasında konuşmak, bir yıl sonra konuşmaktan çok daha kolaydır, o yüzden bakım bütçesini ilk günden yazılı hale getirmenizi öneririz.

Kodla değil, kullanıcı sayısıyla birlikte büyüyen giderler

Bazı kalemler siz hiçbir şey eklemeseniz bile büyür, çünkü kullanıcı başına ücretlendirilirler. SMS ile gönderilen tek kullanımlık giriş kodları ülkeye göre mesaj başına yaklaşık 0,02 ile 0,09 dolar tutar, yani ayda 5.000 giriş ve giriş başına iki mesaj, ayda 200 ile 900 dolar demektir. Bu yüzden girişi e-posta ya da telefondaki doğrulama uygulaması üzerinden kurmak çoğu zaman kendi maliyetini bir çeyrek içinde geri öder.

Haritalar da sayaçla çalışır. Kurye ya da teslimat tarzı, ayda yaklaşık 100.000 harita açılışı olan bir uygulamada bu kalem genellikle ayda 200 ile 700 dolar arasına oturur, dolayısıyla haritayı her ekranda açık tutmak masum bir tasarım tercihi değil, bir gider kararıdır.

Ödemenin uygulama içinde mi yoksa dışında mı olacağını ise mağaza komisyonu belirler. Dijital ürünlerde komisyon yaklaşık yüzde 30'dur; yıllık geliri bir milyon doların altındaki küçük işletmeler için ve aboneliklerde birinci yıldan sonra yaklaşık yüzde 15'e iner; fiziksel ürün sattığınızda ya da hizmeti yüz yüze verdiğinizde ise mağaza hiçbir şey almaz. Kendi sitenizde kartla tahsilat ise işlem başına kabaca yüzde 2,9 artı küçük bir sabit ücrettir, dolayısıyla paranın nerede el değiştireceğine karar vermeden önce bu iki oranı yan yana koymak gerekir.

Son olarak insan maliyeti var ve bu, tablolarda en çok unutulan kalemdir. Yaklaşık 10.000 aktif kullanıcıya ulaştığınızda haftada 20 ile 60 arasında destek mesajı beklemelisiniz, ki bu gerçek bir yarı zamanlı iştir. Bütçeye yazılışı da yazılım gideri olarak değil, maaş olarak olmalıdır.

Ne kadar değil, ne zaman ödüyorsunuz

Nakit akışını dürüstçe kurmak, toplam rakamı bilmek kadar önemlidir, çünkü para tek seferde çıkmaz. Tipik bir projede keşif ve kapsam çalışması yaklaşık 2 hafta, tasarım yaklaşık 3 hafta, yapım 8 ile 12 hafta, test yaklaşık 3 hafta, mağaza gönderimi de 1 ile 2 hafta sürer; ödeme de buna paralel olarak genellikle dört ya da beş taksite bölünür. Yani 45.000 dolarlık bir projede kasadan bir defada 45.000 dolar çıkmaz, dört ay boyunca parça parça çıkar.

Mağaza incelemesi de anlık değildir. Apple tarafında inceleme çoğunlukla 48 saat içinde biter, Google Play ise yepyeni bir uygulama için sıklıkla 1 ile 7 gün arasında sürer ve bizim pratiğimizde ilk gönderimlerin kabaca üçte biri bir düzeltme talebiyle geri döner. Bu yüzden lansmanı bir güne değil, iki haftalık bir pencereye yaymanızı, davetleri ve reklamı da uygulama onaylandıktan sonra planlamanızı öneririz.

Bütçenin yüzde 10 ile 15 arasını da kenarda tutun, çünkü tasarım onaylandıktan sonra istenen bir değişiklik, aynı değişikliğin tasarım aşamasındaki maliyetinin genellikle iki ile üç katına mal olur. Toplam maliyet üzerindeki en büyük kaldıraç da zaten burada: ilk üç haftada verdiğiniz kararlar, yani fikrinizi değiştirmenin hala bedava olduğu dönem. O üç haftaya harcadığınız her saat, sonraki aylarda size defalarca geri döner.

Ucuz seçeneğin doğru olduğu durumlar, ve bunu size söyleriz

Her fikir mobil uygulama olmak zorunda değil. Telefonda düzgün çalışan bir web sitesi ya da tarayıcıdan açılan bir web uygulaması, native bir yapımın genellikle yüzde 30 ile 50'si kadar tutar, haftalar içinde yayına girer, mağaza incelemesi beklemez ve yıllık hesap ücreti istemez. Üstelik en önemli soruyu ucuza cevaplar: bu şeyi gerçekten isteyen var mı?

Cevap evetse yine de tek hamlede iki platforma girmek zorunda değilsiniz. Önce tek platformda yayına çıkabilir, ya da birkaç bin dolara 200 gerçek kullanıcıyla küçük bir pilot yapabilir, ondan sonra tam yapımın parasını verebilirsiniz. Bu sıralama fikri yavaşlatmaz, sadece yanlış fikre ödenen parayı küçültür.

Açık bir ölçüt de verelim: uygulamanız bir formdan, bir listeden ve bir giriş ekranından ibaretse, müşterileriniz onu telefonlarına kurmaz. Böyle bir şey uygulama değil, sitenizde bir sayfa olmalıdır. Linkysoft olarak birçok müşteriye istediğinden daha azını harcamasını önerdik, çünkü kimsenin açmadığı bir uygulamanın bakımı, para kazandıran bir uygulamanınki kadar tutar ve o bakım faturası her iki durumda da gelir.

Bir teklifi, yedinci ayda şaşırmayacak şekilde nasıl okursunuz

İmzalamadan önce her geliştiriciye sorulacak beş soru var ve beşinin de cevabı yazılı olmalıdır:

  • Bu fiyata dahil olmayan şeyler nelerdir, tek tek yazar mısınız?
  • Kaynak kodun ve mağaza hesaplarının sahibi kim, proje bittiğinde bunlar bana devrediliyor mu?
  • Yayından sonra istenecek değişikliklerin saat ücreti nedir?
  • Bir işletim sistemi güncellemesi uygulamayı bozduğunda ne oluyor, bu ücretli mi ücretsiz mi?
  • Uygulamanın imza anahtarı kimde duruyor?

Sabit fiyat ile açık hesap arasındaki seçim de sanıldığı kadar basit değil. Sabit fiyat bedava bir sigorta değildir, çünkü riskin karşılığı zaten ödediğiniz rakamın içine konmuştur; kapsam gerçekten net yazıldığında sabit fiyat doğru tercihtir, ürün hala keşfedilirken ise saat bazlı çalışmak genellikle daha az para yakar. Ayrıca ilk yılın bakımını yapımla aynı belgede fiyatlatın, yoksa imzayı attığınız anda gerçek toplamı bilmiyorsunuz demektir.

Son olarak uygulamanın hangi veriyi sakladığını, o verinin hangi ülkede durduğunu ve kimlerin okuyabildiğini sorun. Bir veri sızıntısının maliyeti, onu önleyecek incelemenin maliyetinin kat kat üstündedir, dolayısıyla küçük bir siber güvenlik kontrolü pahalı değil, ucuz bir sigortadır. Konuyu derinleştirmek isterseniz güvenlik yazılarımıza da bakabilirsiniz.

Beş yıllık toplam, baştan sona hesaplanmış

Somut bir örnek üzerinden gidelim. Bir hizmet işletmesi için 30 ekranlık, ortak kod tabanıyla yazılmış bir uygulama düşünün; yapımı yaklaşık 45.000 dolar. Birinci yıl işletme gideri ise şöyle dağılır: bakım ve işletim sistemi güncellemeleri yaklaşık 7.500 dolar, barındırma ve veritabanı yaklaşık 3.000 dolar, SMS ve harita gibi dış servisler yaklaşık 1.800 dolar, hata izleme yaklaşık 600 dolar, mağaza hesapları 124 dolar. Toplam kabaca 13.000 dolar eder. Beş yıla vurduğunuzda 45.000 artı beş kez 13.000, yani yaklaşık 110.000 dolar çıkar ve yapım bedeli bu toplamın yalnızca yüzde 41'idir.

Bu rakamı masa başında verilebilecek bir karara çevirelim: 110.000 dolar, beş yıla yayıldığında ayda yaklaşık 1.830 dolardır. Yani uygulamanın ayda 1.830 dolardan fazla kazandırması ya da tasarruf ettirmesi gerekir. Bu, ayda kaç ilave sipariş, kaç saat kurtarılmış personel mesaisi ya da kaç iptal edilmemiş randevu demek, bunu sizden başka kimse hesaplayamaz; cevap hayırsa dürüst tavsiye yapmamaktır.

Küçük bantta olanlar için aynı hesap şöyle işler: 12.000 dolara yaptırılan bir uygulama, yılda yaklaşık 4.000 dolarlık bir işletme gideriyle beş yılda 32.000 dolara gelir, yani ayda yaklaşık 530 dolar. Burada yapım, toplamın yaklaşık yüzde 37'sidir, dolayısıyla oran küçülen bütçede de değişmez; küçük uygulamada da parayı yapım değil, yaşam süresi belirler.

Kendi kapsamınız için bu tabloyu satır satır çıkarmamızı isterseniz, acele ettirmeden ve bir şey satmaya çalışmadan yapıyoruz: ekran listenizi ve yapmak istediğiniz işi anlatın, biz de yapım, birinci yıl ve beş yıllık toplamı ayrı ayrı yazalım. Benzer projelerin gerçek rakamlarını görmek isterseniz örnek çalışmalarımıza göz atabilir, konuşmaya başlamak için de bize ulaşabilirsiniz. Linkysoft'un işi güzel bir uygulama teslim etmek değil, o uygulamanın beşinci yılda da kendi parasını çıkarıyor olmasıdır.

Anahtar kelimeler

Tam olarak bu konudaki diğer harika yazıları okuyun.