
Bir işletme sahibi "bize bir site lazım" dediğinde aslında üç farklı işten birini kastediyor olabilir ve bu üçünün bütçesi 1.500 dolardan 80.000 dolara kadar uzanır, yani en ucuzu ile en pahalısı arasındaki fark elli katı aşar. Bu yazı size tanımları ezberletmek yerine beş dakikada uygulayabileceğiniz bir karar testi, üç seçeneğin gerçek kurulum ve işletme rakamları ve küçük olanın neden çoğu zaman dürüst cevap olduğunu gösteren basit bir aritmetik veriyor.
Ne Yapacağınızla Değil, Ziyaretçinin Ne Yapmasını İstediğinizle Başlayın
Web sitesi, e-ticaret sitesi ve web uygulaması genelde üç kalite basamağı gibi anlatılır: ucuzu, ortası ve pahalısı. Oysa bunlar üç kalite değil, tek bir sorunun üç ayrı cevabıdır. Soru şu: biri sayfanıza girdikten sonraki doksan saniye içinde ne olmasını istiyorsunuz? Bu cevabı netleştirdiğiniz anda teknoloji tartışmasının büyük bölümü kendiliğinden kapanır, çünkü araç her zaman amacın peşinden gelir.
Üç tabloyu birer cümleyle özetleyelim. Birinci ziyaretçi önce size güvenmek, sonra telefonu açıp aramak ya da teklif istemek ister. İkinci ziyaretçi beklemeye niyetli değildir, sepete atar ve parasını hemen orada öder. Üçüncüsü ise çoğu zaman müşteri bile sayılmaz, kendi hesabıyla giriş yapar, bir işi bitirir ve ertesi gün aynı ekrana geri döner. Üçü aynı şeyi istemediğine göre üçüne aynı çözümü kurmak da doğru olmaz.
Bu kararı verirken gördüğümüz en pahalı yöntem, rakibin kurulumunu olduğu gibi kopyalamaktır. Onun bütçesini, aylık sipariş adedini ve arka ofisinde kaç kişinin çalıştığını bilmediğiniz için aslında yalnızca sorunlarını devralırsınız, üstelik faturayı da siz ödersiniz. Aşağıyı okuduğunuzda elinizde üç şey olacak: net bir karar, o kararın rakamı ve pazartesi sabahı atabileceğiniz somut bir adım.
Web Sitesi, E-Ticaret Sitesi ve Web Uygulaması Tam Olarak Nedir
Tanıtım sitesi, çoğunlukla 5 ile 12 sayfa arasında olan, ayda bir iki kez güncellenen ve tek işi bulunmak ve inandırmak olan sitedir. Anasayfa, hizmetler, hakkımızda, referanslar, iletişim: hepsi bu. İçinde geçen tek teknik kelime içerik yönetim paneli, yani CMS'tir ve bunun anlamı gayet basittir, kimseyi aramadan kendi metninizi, fiyatınızı ve fotoğrafınızı değiştirdiğiniz ekran demektir.
E-ticaret sitesi ise bir kataloğun üstüne sepet, ödeme adımı, stok sayacı, kargo kuralları, vergi ve iade süreçlerinin eklenmiş halidir. Burada dürüst olalım: vitrin işin kolay yarısıdır. Asıl inşa siparişin arkasındaki operasyondur, yani hangi üründen kaç adet kaldığı, hangi şehre kaç liraya kargo gittiği ve iade gelirse paranın nasıl geri döneceği. Bunlar yazılım sorusu kadar süreç sorusudur ve projeyi uzatan da genellikle bunlardır.
Web uygulaması, masaüstüne kurulmak yerine tarayıcıda çalışan yazılımdır. Farkı şudur: herkes kendi hesabıyla girer ve sistem karşısındakinin kim olduğunu, neyi görmeye yetkili olduğunu bilir. Üç kelimeyi tek cümlede tanımlayalım. Giriş, kişinin kendi kullanıcı adı ve şifresiyle içeri alınmasıdır; rol, o kişinin hangi ekranları görüp neyi değiştirebileceğini belirleyen yetki grubudur; panel ise giriş yapar yapmaz karşılaşılan, işin özetini tek ekranda gösteren sayfadır.
Peki mobil uygulama bu tablonun neresinde duruyor? Genellikle dördüncü bir seçenek değil, web uygulamasının telefona taşınmış halidir ve neredeyse her zaman ikinci adımda gelir. İlk iki seçenek için web tasarım ve geliştirme tarafına, üçüncüsü için web uygulaması geliştirme tarafına bakabilirsiniz.
Beş Dakikada Sonuca Götüren Üç Soru
Birinci soru: para sizin sayfalarınızda mı el değiştiriyor? Satış gerçekten sitede mi bitiyor, yoksa işi kapatan şey bir telefon görüşmesi ya da hazırladığınız bir teklif dosyası mı? Tahsilat sizin sayfanızda yapılmıyorsa sepet ve ödeme akışı için bütçe ayırmanın hiçbir anlamı yoktur, çünkü müşteri o yolu hiç kullanmayacak.
İkinci soru: haftada birden fazla giriş yapıp aynı işi tekrar tekrar yapan biri var mı ve kaç kişiler? Buradaki anahtar kelime tekrardır. Ayda bir rapor indiren bir muhasebeci için yazılım yazılmaz; her gün kırk kayıt işleyen üç kişi eşiğin tam sınırındadır ve çoğu zaman düzenli tutulan bir tablo dosyasıyla idare eder, on beş kişi için ise neredeyse kesinlikle yazılmalıdır.
Üçüncü soru: işi yapma biçiminiz gerçekten farklı mı? Yaptığınız iş sektördeki herkesin yaptığına benziyorsa, aylık ücretle kiralayabileceğiniz hazır bir programı sıfırdan yazdırmak üzeresiniz demektir ve bu, kiralayarak çözülecek bir işe kat kat fazla ödemek anlamına gelir.
Şimdi cevaplarınızı birlikte okuyalım. Üç soruya da hayır diyorsanız ihtiyacınız iyi bir tanıtım sitesidir ve bu, bütçeniz açısından iyi haberdir. Birinci soruya evet diyorsanız e-ticaret sitesi gerekir, ya da en azından bir ödeme yolu, ki bu ikisi her zaman aynı şey değildir. İkinci soruya ciddi bir ölçekte evet diyorsanız artık web uygulaması konuşuyorsunuz demektir, çünkü buradaki asıl kelime ölçektir. Pratikte kullandığımız eşik de şu: düzenli giriş yapan beş kişiden az kullanıcınız varsa ve haftada aşağı yukarı 200 kayıttan az iş akıyorsa, iyi bir site ile düzenli tutulmuş bir tablo dosyası maliyet açısından yazılımı genellikle yener.
Hangisi Ne Kadara Kurulur ve Dürüst Teklifler Neden Bu Kadar Ayrışır
Pratikte verdiğimiz aralıklar şöyle:
- 6 ile 10 sayfalık tanıtım sitesi: yaklaşık 1.500 ile 6.000 dolar.
- 100 ile 500 ürün taşıyan e-ticaret sitesi: 6.000 ile 25.000 dolar.
- Girişleri ve rolleri olan özel bir web uygulamasının gerçekten kullanılabilir ilk sürümü: 20.000 ile 80.000 dolar.
Aralığın alt ucunda kim var? İyi seçilmiş bir şablonun markanıza özenle uyarlandığı, tek dilli, metni sizin verdiğiniz işler. Üst uçta ise sıfırdan tasarım, iki veya üç dil, muhasebe ya da kargo sisteminizle bağlantı ve eski sitedeki verinin taşınması var. Yani aradaki fark keyfi değil, kapsam farkıdır.
Fiyatı gerçekten oynatan beş kalem şudur: kaç farklı kullanıcı rolü olacağı, halihazırda para ödediğiniz sistemlerle kurulacak bağlantılar, sıfırdan tasarım mı yoksa iyi ayarlanmış bir şablon mu istediğiniz, kaç dilde yayına çıkacağınız ve eski verinin taşınıp taşınmayacağı. Bu beşi netleşmeden alınan her fiyat tahmindir.
Aynı site için iki dürüst teklifin dört katı fark etmesi bu yüzden mümkündür: biri metin yazımını, testi ve ikinci dili kapsama alırken diğeri bunları sizin halledeceğinizi varsayar. İki teklifi aynı zemine getirmek için üç soru yeterlidir: bu fiyata metin ve fotoğraf dahil mi, kaç dil kapsanıyor ve yayın sonrası ilk üç ayda hangi düzeltmeler ücretsiz yapılıyor? Açık söyleyelim, aralığın çok altında kalan bir teklif bir şeyi dışarıda bırakmıştır ve bu neredeyse her zaman içerik, test ya da ikinci dildir; o kalem birkaç ay sonra ek fatura olarak geri döner.
Ne Kadar Sürede Yayına Girer ve Gecikmenin Asıl Sebebi Nedir
Başlangıç toplantısından yayına kadar tipik süreler şöyle: tanıtım sitesi 2 ile 4 hafta, e-ticaret sitesi 5 ile 9 hafta, randevu ya da müşteri portalı 12 ile 16 hafta, rolleri ve raporlaması olan tam kapsamlı özel bir platform ise 20 ile 28 hafta. Burada asıl mesele takvimin ne zaman başladığıdır: sayaç sözleşme imzalandığında değil, içerik hazır olduğunda çalışmaya başlar.

Geciken projelere baktığımızda kaybedilen zamanın çoğu koddan değil içerikten çıkar, yani metin, fotoğraf ve ürün verisi beklemekten. Katalog hazırlığı her 100 ürün için kabaca 4 ile 8 saatlik veri işi demektir; bu da 300 ürünün, daha kimse koda dokunmadan 12 ile 24 saat, yani bir buçuk ile üç tam iş günü ettiği anlamına gelir. Bu saatleri kimse teklifte görmek istemez ama takvimde mutlaka görür.
Bunun tek pratik çözümü var ve açıkça söylemekte fayda var: söz verdiğiniz tarihte daha küçük bir sürümü yayına alın, geri kalanı üçüncü haftada ekleyin. Yayındaki sayfa para kazanmaya başlar, mükemmel sayfa ise beklemeye devam eder.
Kimsenin Bütçelemediği Kalem: Her Yıl Ödenen Sahip Olma Maliyeti
Kurulum bedeli hikayenin yarısıdır, çünkü her seçeneğin bir de yıllık faturası vardır:
- Tanıtım sitesi: yaklaşık 60 ile 300 dolar barındırma, artı 12 ile 25 dolar alan adı ücreti.
- E-ticaret sitesi: barındırma, güvenlik sertifikası, yedekleme ve ücretli eklentiler toplandığında 300 ile 1.200 dolar.
- Web uygulaması: sunucular, veritabanı, canlıya dokunmadan deneme yapmanızı sağlayan birebir kopya, izleme ve yedeklerle birlikte 1.200 ile 6.000 dolar.
Bir de ödeme komisyonu var ve bu hesabı birlikte yapalım, çünkü kendi rakamlarınızla tekrarlamanız kolay olsun. Kartla tahsilat kabaca yüzde 2,4 ile 3,5 arasında bir komisyon, üstüne sipariş başına 0,20 ile 0,30 sabit ücret demektir. Ayda 200 sipariş alıyorsanız ve ortalama sepetiniz 60 dolarsa bu 12.000 dolarlık satış eder; bunun 328 ile 480 doları, daha hiçbir gideri hesaba katmadan her ay ödeme şirketlerine gider.
Bakım kalemi de yıllık olarak kurulum bedelinin yüzde 15 ile 20'si kadardır. 10.000 dolarlık bir mağazada bu yılda 1.500 ile 2.000 dolar demektir ve karşılığında gerçekten bir şey alırsınız: güvenlik yamaları, tarayıcı ve telefon güncellemelerine uyum ve kimsenin bir ay beklemek istemediği küçük değişiklikler. Yamalar ve yedekler konusunda nasıl çalıştığımızı siber güvenlik tarafında görebilirsiniz.
Bir mağaza sahibinin ilk on iki aylık harcamasına yukarıdan bakınca tablo şuna benziyor: kurulum ve devreye alma yüzde 60, ürün içeriği ve fotoğraf yüzde 12, kart ve altyapı komisyonları yüzde 11, değişiklikler ve destek yüzde 10, barındırma, güvenlik ve yedekleme yüzde 7. Yani kurulum, ilk yılın yalnızca onda altısıdır ve bütçeyi tamamen ona yatıran herkes sekizinci ayda zorlanır.

Çoğu İşletme Fazlasını Satın Alır ve Bunun Bedeli Şudur
Kalıbı adıyla koyalım: bugün, üç yıl sonra yönetmeyi umduğunuz işletmenin yazılımına para ödersiniz ve o hacim çoğu zaman hiç gelmez. Gelmeyince de elinizde bakımı sizin ödediğiniz, kullanılmayan ekranlarla dolu bir sistem kalır.
Somut bir örnek verelim. Altı kişinin kullanacağı bir iç portal için 30.000 dolar harcanır, sistem çalışır ve gerçekten iyidir; ama o altı kişi zaten aynı odada oturmaktadır ve haftada 150 kayıt işlemektedir. Aynı bütçe iyi bir tanıtım sitesine, düzgün ürün fotoğraflarına, temiz ürün verisine ve bir yıl boyunca bulunur olmaya harcansaydı, gelen talep hem daha fazla hem de ölçülebilir olurdu. Yazılım işi hızlandırır ama talebi yaratmaz.
Peki "sonra baştan yaptırmak zorunda kalırım" korkusu haklı mı? Kısmen. Bir tanıtım sitesini ilk yıl içinde mağazaya çevirmek tipik olarak ilk kurulumun yüzde 60 ile 80'i kadar tutar, çünkü tasarım, içerik ve barındırma yeniden ele alınır. Ama taşınan da az değildir: metinleriniz, fotoğraflarınız, ürün verileriniz, alan adınız, arama motorlarındaki geçmişiniz ve müşteri listeniz sizinle gelir. Taşınmayan kısım kod ve tasarımdır, yani asıl kayıp, ilk kurulumun içerik ve veriyi ciddiye almadığı durumlarda yaşanır.
Linkysoft olarak müşterilerimize küçük olanı almalarını söylediğimiz çok oldu ve bu neredeyse her seferinde iki taraf için de daha iyi bitti, çünkü altı ay sonra ikinci adımı tahminle değil, elimizdeki gerçek trafik ve sipariş verisiyle attık.
Sade Bir Sitenin Gerçekten Daha Akıllı Yatırım Olduğu Durumlar
Bu bölüm şu işletmeler için: satışı konuşarak kapatan hizmet firmaları, klinikler, taahhüt ve tadilat işleri, danışmanlar, restoranlar ve yılda yirmi ile iki yüz arasında yüksek tutarlı iş yapan kurumsal satıcılar. Bu işlerde müşteri sepete tıklamaz, sizi arar; dolayısıyla site bir mağaza değil, bir güven aracıdır.
Aradaki farkı nereye harcamalı? Kanıta, hıza, gerçek fotoğrafa, açık fiyat bilgisine, tek ve bariz bir randevu veya teklif yoluna ve yerel aramada görünmeye. Somut bir standart koyalım: iki saniyenin altında açılan, her alıcının sorduğu beş soruyu (ne yapıyorsunuz, kime yapıyorsunuz, ne kadar, ne zaman, kim güveniyor) net cevaplayan altı ile on sayfa; bu site, hiçbirine cevap vermeyen otuz sayfalık bir siteden daha çok kazandırır.
Aynı trafikte dönüşümü yükseltmenin ne demek olduğunu rakama dökelim, çünkü büyük yatırımın ne zaman mantıklı olduğunu da bu gösterir. Ayda 8.000 ziyaret alıyorsanız ve yüzde 1,5 dönüşüyorsanız bu 120 sipariş eder; oranı yüzde 2,2'ye çıkardığınızda 176 sipariş olur. 60 dolarlık sepetle aradaki fark ayda yaklaşık 3.360 dolardır ve bu, 20.000 dolarlık bir kurulumu kabaca altı ayda geri öder. İşte bu noktadan sonra büyük bütçe pahalı değil, kârlıdır. Trafiği ve kanıtı nasıl büyüttüğümüzü dijital pazarlama tarafında, sonuçları ise vaka çalışmalarında görebilirsiniz.
Sitenizi ya da Mağazanızı Aştığınızı Gösteren İşaretler
Kararı zamanla veri verir, tahmin değil. Şu işaretler görünmeye başladıysa yazılıma geçme vakti gelmiştir: siparişler mesaj kutusundan geliyorsa, personel aynı bilgiyi iki ayrı yere elle giriyorsa, beş ve üzeri kişinin aynı anda açtığı bir tablo dosyanız varsa ve müşteriler "siparişim nerede" diye arıyorsa. Bunların hepsi ortak bir şeyi söyler: bilgi artık kafada ve dosyada tutulamıyor.
Telefon saatlerini hesaplayınca yazılımın ne zaman kendini ödemeye başladığı da netleşir. Günde 40 randevu alan bir klinik, her görüşme 4 dakika sürüyorsa telefonda günde yaklaşık 2,7 saat harcıyor demektir. Bu randevuların yüzde 60'ı çevrimiçi alınmaya başlarsa günde kabaca 1,6 saat, ayda 33 saate yakın bir zaman geri gelir ve bu her ay bir kişinin bir haftalık mesaisi eder. O saatler ücretsiz değildi, sadece faturası görünmüyordu.
Mağaza tarafında da uygulamaya benzemeye başlayan talepler bellidir: teklif isteme, onay adımları, bayilere özel fiyat kademeleri, abonelik ve tekrar eden alıcılar için giriş yapılabilen bir hesap alanı. Bunlardan üçü aynı anda masadaysa artık mağaza değil, uygulama konuşuyorsunuz demektir. Linkysoft'a gelen taleplerin önemli bir kısmı tam bu eşikte başlar. Mobil uygulama da genelde bu aşamada gündeme gelir; mobil uygulama geliştirme tarafında dürüst tavsiyemiz hemen hep aynıdır: önce web sürümü, telefon uygulaması ikinci adım.
Mağaza Kurmadan Önce Talebi Ucuza Test Edin
Ürününüzün çevrimiçi satıp satmayacağından emin değilseniz, bunu öğrenmek için mağaza kurmanız gerekmez. Dört ucuz yol var: bir pazaryeri mağazası açmak, sosyal medya profilinizin içindeki satış özelliğini kullanmak, sıradan bir sayfaya ödeme bağlantısı koymak ve hazır bir randevu aracına abone olmak. Dördü de birkaç gün içinde yayına girer.
Kira aritmetiğini yapınca mezuniyet noktası bir hedef değil, bir sayı olur. Bu kanalların komisyonu satış başına genellikle yüzde 5 ile 20 arasındadır; ayda 10.000 dolar satıyorsanız ve yüzde 15 komisyon ödüyorsanız bu ayda 1.500 dolar, yılda 18.000 dolar eder ve bu rakam çoğu mağaza kurulumundan yüksektir. Yani kira, kurulum bedelini geçtiği ay kendi mağazanızı açma zamanı gelmiş demektir.
Test döneminde hiçbir şeyin boşa gitmemesi için dört şeyi kendinizde tutun: müşteri listeniz, ürün verileriniz, fotoğraflarınız ve kendi alan adınız. Bu dördü sizde olduğu sürece pazaryerinden kendi sitenize taşınmak bir yeniden başlangıç değil, sadece bir taşınma olur.
Büyürken Sizi Zorlamayacak Seçeneği Seçin
Bugün hiçbir maliyeti olmayan ama yarın sizi baştan yapmaktan kurtaran dört şey var:
- Alan adı ve barındırma hesabı sizin adınıza kayıtlı olsun, işi yapan firmanın adına değil.
- Metinlerin ve fotoğrafların sahibi siz olun, üstelik bunu yazılı hale getirin.
- Ürün ve müşteri verisi düzenli tutulsun ve istediğiniz an dışarı aktarılabilsin.
- Yönetici şifrelerinin kimde olduğunu her zaman bilin.
Dördü de bir imza ve bir dosya meselesidir, ama olmadıklarında taşınma faturası ikiye katlanır.
Kime yaptıracak olursanız olun, ne istediğinizi tek sayfada anlatan kısa bir not her şeyi kolaylaştırır: ziyaretçinin ne yapmasını istiyorsunuz, kaç kişi giriş yapacak, hangi sistemlerin birbiriyle konuşması gerekiyor, hangi tarihe yetişmeli ve bütçe tavanı nedir. Bu beş satır, alacağınız teklifleri karşılaştırılabilir hale getirir.
Üç cevabı üç cümlede toparlayalım. Satış konuşmayla kapanıyorsa iyi bir tanıtım sitesi alın ve kalan bütçeyi kanıta, hıza ve bulunurluğa harcayın. Para sizin sayfanızda el değiştiriyorsa e-ticaret sitesi kurun ve komisyonlar ile içerik saatlerini ilk günden bütçeye yazın. Her gün giriş yapan bir ekibiniz ve haftada birkaç yüz kaydınız varsa web uygulaması artık gider değil, tasarruftur. Hangisinde olduğunuzdan emin değilseniz bize yazın; Linkysoft olarak bu görüşmelerde çoğu zaman küçük olanı öneririz, çünkü bir sonraki adımı gerçek rakamlarla atmak ikimizin de işine gelir. Bu arada hosting ve yedekleme üzerine yazdıklarımız, yıllık gideri baştan doğru kurmanıza yardımcı olur.